Demirtaş’ın aktif siyaseti bırakma kararı memleketi Diyarbakır’da nasıl karşılandı?

Hatice Kamer

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aktif siyaseti bıraktığını duyurdu. Bu karar Kürt siyasetinin önde gelen siyasetçileri kadar Demirtaş’ın memleketi Diyarbakır’da da memnuniyetsizlikle karşılandı.

Artı Gerçek internet sitesine verdiği röportajda Demirtaş, HDP’ye yönelik eleştiriler yöneltti ve partisine değişim çağrısı yaptı.

“Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum” diyen Demirtaş ve aktif politikayı bu aşamada bıraktığını açıkladı.

Röportajın tamamı yayımlanmadan önce HDP’den gelen ilk yorumlardan birisi Sezai Temelli’den geldi. Temelli, ”O siyaseti bırakmak istese de biz onu bırakmayız. Beraber siyaset yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminde Güney ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaklaşık 2 milyon HDP seçmeninin sandığa gitmediği tahmin ediliyor.

Halk arasında HDP’nin seçim stratejisi, cumhurbaşkanı adayı çıkarmama, ittifak çatısındaki TİP’in kendi listesiyle aday çıkarması ve HDP’nin buna net bir tavır göstermemesi, milletvekili adaylarının parti merkezinden dayatıldığı görüşü hakim.

Bununla beraber Demirtaş’ın da bu süreçte rolünün fazla olduğunu düşünenler de var.

Demirtaş’ın açıklamasından sonra Diyarbakır’da konuştuğumuz birçok HDP’li seçmen, bu karar karşısında üzgün olduklarını ve Demirtaş’ın siyaseti bırakmasını istemediklerini ifade ediyor.

Seçmen, Demirtaş’ın HDP içinde bir öz eleştiri süreci başlatmak adına taktik bir adım attığına inanmak istiyor.

‘Sorumlular istifa etmezse HDP diye bir şey kalmayacak’

Görüştüğümüz eski bir HDP’li siyasetçiye göre Demirtaş’ın bu kararı sürpriz değil.

HDP’nin temsil ettiği bir halk gerçekliği olduğunu ancak halkın taleplerinin de görmezden gelindiğini savunan siyasetçi, “İttifaklar sürecinden aday belirleme sürecine kadar bu süreçte rolü olan hiçbir aktör eksikliği kendinde görmüyor” diyor ve ekliyor:

“HDP içindeki kararlarda bazı isimler etkili. Bu kişiler hatayı kendileri yerine dışarıda arıyor.

“Kimse sorumluluğunu görmeyince de Demirtaş bu adımı atmak zorunda kaldı. Eğer sorumlular istifa etmez ise HDP diye bir şey de kalmayacak.”

‘Demirtaş, hapiste HDP’den daha aktif kampanya yürüttü’

90’lardan beri HDP geleneğine destek veren ve son oyunu da Demirtaş’ın çağrısı ile Kılıçdaroğlu’na verdiğini söyleyen bir esnaf, partisinin bölge halkının taleplerini temsil eden bir çizgide kalması gerektiğini düşünüyor.

Esnaf, HDP’nin “Türkiyelileşmek” tavrının çözüm sürecinde iyi olduğunu ancak partinin son birkaç yılda bölge partisi olarak kalması gerektiğini savunuyor:

“Yüzde 5 bile olsa sadece bu halkın taleplerini temsil eden bir çizgide kalmalıydı, biz olmalıydık.”

Demirtaş’ın hapiste HDP ve Yeşil Sol Parti’den daha aktif ve iyi bir kampanya yürüttüğünü söylüyor.

“Eşi Başak Demirtaş fiili olarak mitinglere katıldı, o ise sosyal medyadan güç verdi. Tüm süreçte çok çabaladılar ama olmadı çünkü parti de yeterli gücü vermedi. Biz en başında HDP’nin de bir aday çıkarmasını istiyorduk ama çıkarmadı.

“Siyaset benim için Kürt sorunun çözüm bulması için bir araçtır. HDP’nin hendek olaylarından bu seçime kadar eksikliğe düştüğü birçok olay oldu ama tüm bunlar görmezden gelindi, özeleştiri yapılmadı ve hatalar kabul edilmedi. Öyle olunca halk da yavaş yavaş desteğini çekti.”

İsmini vermek istemeyen esnaf, Demirtaş’ın siyaseti bırakacağına çok üzülse de bu adımının doğru olduğuna inanıyor.

“Siyaset günübirlik değil yarını da kapsamalı. Siyaseti bırakırsa Kürtler için kayıp olur ama tavır lazım, ben çok üzüldüm ama bu tavır belki birçok kişinin şapkayı önüne koymasına yol açar, sorumluluğu üstlenir ve istifa ederler.”

‘O yoksa biz de yokuz’

Dağkapı Meydanı’nda arkadaşlarıyla çay içen bir grup gencin yanına gidiyorum. İkisi fırıncı, diğer ikisi de belediyenin taşeron firmasında çöpçülük yapıyor.

Demirtaş hayranı olan bu gençler, onun bu kararından bihaber.

“Eğer siyaseti de bırakırsa artık hapisten hiç çıkamaz” diyor gençlerden biri.

Onlara göre Demirtaş tutuklandığı ilk günden itibaren yalnız bırakıldı.

“Tutuklandığında halk hep beraber karşı çıksaydı bugün bunların hiçbiri olmazdı” diyor.

Seçim sonuçları onları memnun etmiş değil. Bu nedenle “Kürtler elinden geleni yaptı” diyorlar. Demirtaş çağrısı üzerine Pazar günü gidip oy kullanmışlar.

“Selo başkanın ağzından çıkacak her kelime bizim için önemli, o istedi diye hepimiz CHP’ye oy verdik, yoksa Diyarbakır nere CHP nere? O yoksa biz de yokuz.”

Gençlerden biri Demirtaş’ın konuşmasıyla içinin rahatladığını söylüyor.

HDP’nin Demirtaş sonrasında bir lider çıkaramadığını söyleyen genç, “Selo candır, ona yazıktır. O çekiliyorum dese de gönlümüzün başkandır oradan da istifa edemez ya” diyor.

Gençlerden biri ise “Demirtaş istifa edeceğine HDP kendini güncellemeli” diye yanıt veriyor.

‘Demirtaş’ın da hatası var, adaylık için çağrı yapmalıydı’

Adı Ramazan olan arkadaşları ise Demirtaş’ın da hatasının olduğu görüşünde.

Demirtaş’ın seçmeni CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na yönlendireceğine HDP içinden birilerinin aday olması için çağrı yapması gerektiğini savunan Ramazan, “HDP’ye terörist gözüyle bakan bir sürü CHP’li de var ve onlar sırf HDP destekliyor diye Kılıçdaroğlu’na da oy vermedi. En büyük hata aday çıkarmamalarıydı” yorumunu yapıyor.

‘O niye faturayı kendine kesiyor ki?’

Tarihi surların önünde oturan üç kişinin yanına gidiyorum, onların da haberi olmamış, şaşırıyorlar. Üçü de telefonlarını açıp haberlere bakıyor. Bunun doğru olduğunu öğrenince ise çok üzülüyorlar.

“Demirtaş çekilirse Kürt siyaseti de Türkiye de çok şey kaybeder” diye yorum yapıyorlar.

İçlerinden biri, “O niye faturayı kendin e kesiyor ki, bence istifa etmesi gereken halkın tanımadığı adayları halka dayatanlar olmalı” diyor.

Bir diğeri ise arkadaşının bıraktığı yerden şöyle devam ediyor:

“Onun çağrısı bizim için belirleyiciydi. Kürtler kendi adayını çıkarsaydı, Kılıçdaroğlu Özdağ yerine HDP ile görüşecekti. Ama ne oldu? Tüm süreç boyunca HDP yanında bile görünmek istemedi. HDP ne yaptı? Kürtlerin oyunu peşin teslim etti, bu da onun bir sonucu.”

Aralarında en yaşlı olanı ise “HDP bir bina ise Demirtaş onun temeli, onsuz HDP mi olur?” diye soruyor.

‘Kimse yeni bir şey beklemesin: İdeolojinin cebinde ihanet, dinlerin cebinde afaroz etiketi var’

Eskiden siyaset içinde yer alan Mehmet ise Demirtaş için “O Kürt siyasetini lacivertten, yani resmiyetten kurtardı. Siyasetteki en net adamlardan biridir o” diyor.

Demirtaş’ın halkla birleştiğini ve insanlara göz hizasından baktığı için bu kadar sevildiğini düşünen Mehmet, şunları söylüyor:

“Su yüzüne çıkan eleştiriler vardı. Dünkü toplantıda muhtemelen verdiği demeç çok eleştirildi ondan çekilmiş olabilir. Kimse Selo Başkan yeni oluşum yapacak diye beklemesin. İdeolojinin cebinde ihanet, dinlerin cebinde aforoz etiketi var, o yüzden kimse konuşmuyor ama herkes ne olduğunu çok iyi biliyor” diyor.

Z kuşağı ne diyor?

Kendilerini Z kuşağı olarak niteleyen Rozerin ve Rabia için de Demirtaş bir fenomen.

İkisi de bu karar duyduğunda şok olmuş. “Siyaseti bize sevdiren bir kişi varsa o da Demirtaş” diyorlar.

Rozerin, Demirtaş’ın tutuklu olmasına rağmen seçim sürecinde dışardaki birçok siyasetçiden daha etkili olduğuna inanıyor.

“O giderse ben onun yerini dolduracak bir siyasetçi tanımıyorum” diyor.

‘Kürt siyaseti halka rağmen olmaz’

Mikrofonu uzattığımız bir sağlık çalışanı ise HDP’nin izlediği yanlış siyasetin buna neden olduğuna inanıyor, bunun yanında Demirtaş’ı da eleştiriyor.

“Türkiye’de Kürt siyaseti halka rağmen olmaz. Yönetim, tabandan gelen taleplerle politika belirler” diyen sağlık çalışanı şöyle devam ediyor:

“Yönetim kendini halka dayatamaz ama bu süreçte HDP yönetimi kendini halka dayattı. Halktan kopuk halk için siyaset mi olur? Bu bir halk hareketi, bir siyasi gelenektir, kimsenin kendi kararını dayatacağı özel bir alan değildir.”

Ona göre HDP yönetimi tüm seçim süreci boyunca halkın taleplerini “görmezden gelen bir siyaset” izledi ve Demirtaş bu adıma atmaya mecbur kaldı.

Sağlık çalışanı, Kürtlerin kendini halka dayatan hiçbir politikaya müsaade etmeyeceğini savunuyor:

“Bu halk, parti yönetim erkinin vesayetini kabul etmediğini sandığa gitmeyerek gösterdi. İttifaklar sürecinde halkı duymadılar, adayları belirlerken halkı dinlemediler, cumhurbaşkanı adayı çıkarmadılar, buna rağmen hiçbir yönetici çıkıp bu öz eleştiri bile yapmadı.

“İki dönem kuralı var dediler ama yedi dönemdir aday olanlar var. Emin Aktar gibi bu şehrin tanıdığı ismi dokuzuncu sıraya, Ezidi adayı 10. sıraya koyup ilk sıralara halkın tanımadığı adaylarla doldurdular. Bu da insanları sandıktan uzaklaştırdı, merkeziyetçi anlayışı bu halka dayatırsan partiyi de dağıtırsın.”

‘Tavrı örnek olmalı’

O da ikinci turda oy kullanmamış.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci tur öncesinde Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın desteğini almasını sorunlu olarak gören sağlık çalışanı şu görüşleri dile getiriyor:

“Düşünsenize Cumhurbaşkanı seçiminde bile bir piyon kadar misyon yüklenmediler. Kılıçdaroğlu seçilse Özdağ gibi bir adam hayatımız etkileyecek kararlarda söz sahibi olacaktı. Benimkisi de bir tavırdı, o yüzden oy kullanmadım. Demirtaş’ın tavrına saygı duyuyorum, onun da eksik olduğu yerler vardır, bu tavrı HDP’nin içindeki birçok kişiye örnek almalı.”

‘Kararıyla HDP yönetiminin de adım atmaya mecbur bırakıyor’

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Vahap Coşkun, seçimden sonra ortaya çıkan tablodan kimsenin memnun kalmadığını belirtiyor.

HDP’de parti içi tartışmaların ilk defa kamuoyu önünde cereyan ettiğini vurgulayan Coşkun, şunları söylüyor:

“Eleştirisinde Demirtaş tüm sorumluluğu HDP’ye yükledi ama sosyal medyada ona da çok sayıda eleştiri geldi. Ortaya çıkan bu tabloda onun da rolünün çok olduğu ifade edildi. Demirtaş o eleştirileri gördü ve bu kararı verdi ama kararı, siyaseti tümden bırakmaya yönelik değil. Koşullar değişirse kararını tekrar gözden geçirecektir. Fakat o bu kararıyla HDP yönetiminin de adım atmaya mecbur bırakıyor.”

‘HDP’yi daha zor günler bekliyor’

Coşkun’a göre HDP içinde de Demirtaş’a da birçok eleştiri yapılıyor.

Demirtaş’ın HDP’nin önüne geçtiği, HDP’nin gelişmesine izin vermediği, aldığı kararlarla HDP’yi mecbur bıraktığı yönündei eleştirileri hatırlatan Coşkun, “Ama bu son kararı partinin de geleceğini etkileyecek gibi görünüyor” diyor.

HDP’nin siyaseten bir çıkmazda olduğunu öne süren Coşkun, partinin bunu aşması için revizyona ihtiyacı olduğu kanaatinde.

Demirtaş’ın kararıyla HDP’ye çok sorumluluk düştüğünü anımsatarak, “Demirtaş çekildi diye tüm sorunlar çözülecek mi? Elbette ki hayır ama bu sorunların çözümü için acilen adım atmalı” diye konuşuyor.

Coşkun, HDP’nin ittifak partileriyle hukuku, aday belirleme yöntemleri, cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararının halk tabanında tasvip edilmediğini belirtiyor:

“Seçimden sonra çıkan tablodan Demirtaş da mesul ama o bunun için istifa etti. Elbette ki bu kararla işler kolaylaşmayacak. Yanıt bekleyen birçok soru var ve HDP’yi daha zor günler bekliyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir